23 Ocak 2026 Cuma

William of Rubruck’un Orta Asya ve Kırgızistan Coğrafyasına Dair Seyahatleri

 William of Rubruck’un Orta Asya ve Kırgızistan Coğrafyasına Dair Seyahatleri


                                                                                                                                 Mehmet SANCAK


  1. yüzyıl, Avrasya tarihinin en hareketli ve dönüştürücü dönemlerinden biridir. Moğol İmparatorluğu’nun kısa sürede Çin’den Doğu Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada hâkimiyet kurması, yalnızca siyasi dengeleri değil, aynı zamanda kültürel ve entelektüel temasları da derinden etkilemiştir. Bu dönemde Batı dünyası, Orta Asya’yı uzun süredir çevreleyen efsanelerin ötesinde tanımaya başlamış; seyyahlar, misyonerler ve elçiler Moğol topraklarına doğru yola çıkmıştır. Bu isimler arasında en dikkat çekici figürlerden biri, Fransız kökenli bir Fransisken rahibi olan William of Rubruck’tur.



Rubruck’un 1253–1255 yılları arasında gerçekleştirdiği seyahat, yalnızca diplomatik veya dinî bir misyon olarak değil; ayrıntılı gözlemleri, etnografik tasvirleri ve coğrafi betimlemeleriyle Orta Asya’nın tarihine ışık tutan bir belge niteliği taşır. Onun anlatıları, bugünkü Kırgızistan topraklarını da kapsayan geniş Orta Asya coğrafyasını anlamak açısından son derece değerlidir.

William of Rubruck, Fransa Kralı IX. Louis tarafından resmî bir elçi sıfatıyla değil, daha çok dinî ve keşif amaçlı bir görevle Moğol topraklarına gönderilmiştir. Temel hedefi, Moğollar arasında Hristiyanlığı yaymak ve aynı zamanda onların inanç dünyasını yerinde gözlemlemektir. Bununla birlikte Rubruck, selefleri olan Giovanni da Pian del Carpine gibi yalnızca siyasi raporlar sunmakla yetinmemiş; geçtiği bölgelerdeki halkların yaşam tarzlarını, inançlarını, ekonomik faaliyetlerini ve coğrafi koşulları ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir.

Seyahati sırasında tuttuğu notlar daha sonra “Itinerarium” (Seyahatname) adıyla kaleme alınmış ve Orta Çağ Avrupası’nda Orta Asya hakkında yazılmış en güvenilir metinlerden biri olarak kabul edilmiştir.

Orta Asya’ya Yolculuk ve Gözlemler

Rubruck’un yolculuğu Karadeniz’in kuzeyinden başlamış, Volga havzası ve bozkır kuşağı üzerinden Orta Asya’nın içlerine doğru ilerlemiştir. Seyyah, bu süreçte geniş bozkırları, göçebe kabileleri ve Moğol yönetim sistemini yakından gözlemleme fırsatı bulmuştur. Rubruck, bozkırların sınırsızlığı karşısındaki şaşkınlığını şu sözlerle dile getirir:

“Bu ülkelerde ne şehir duvarları ne de sınırlar vardır; insan, göğün altında sonsuz bir deniz üzerinde ilerliyormuş gibi hisseder.”¹

Rubruck’un dikkatini çeken en önemli hususlardan biri, göçebe toplumların mekân algısıdır. Ona göre Orta Asya bozkırlarında şehir sınırları yerine mevsimlere göre değişen obalar ve yaylak–kışlak düzeni hâkimdir. Bu gözlem, Orta Asya Türk ve Moğol kültürünün temel yapısını anlamak açısından son derece önemlidir.

Ayrıca Rubruck, Moğolların dinî hoşgörüsüne özel bir vurgu yapar. Farklı inanç mensuplarının aynı siyasi yapı içinde bir arada yaşamasını şu ifadelerle aktarır:

“Moğollar arasında Hristiyanlar, Müslümanlar ve putperestler yan yana yaşar; her biri kendi inancını serbestçe yerine getirir.”²

Bu çok dinli ortam, Orta Asya’nın tarihsel olarak bir inançlar kavşağı olduğunu göstermektedir.


Kırgızistan Coğrafyası ve Tiyan-Şan Çevresi

William of Rubruck’un seyahat güzergâhı doğrudan bugünkü Kırgızistan şehir merkezlerini kapsamaz; ancak Tiyan-Şan dağları, Çüy ve Issık Göl havzasına yakın bölgeler, onun anlatılarında dolaylı olarak yer alır. Rubruck, yüksek dağlar ve sert iklim koşulları hakkında şunları söyler:

“Dağlar o kadar yüksektir ki, yaz ortasında bile zirveler karla örtülüdür; bu topraklarda yaşam, dayanıklılık ister.”³

Rubruck’un söz ettiği bu coğrafi koşullar, günümüz Kırgızistan coğrafyasıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.

Rubruck, bu bölgelerde yaşayan halkların büyük ölçüde göçebe hayvancılıkla geçindiğini, atın ise yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda toplumsal statünün göstergesi olduğunu vurgular. At kültürüne dair gözlemi dikkat çekicidir




“Onlar için at, hem servet hem de güçtür; bir adamın değeri, sahip olduğu atlarla ölçülür.”⁴

Ayrıca seyyah, dağlık bölgelerde yaşayan toplulukların savaşçı özelliklerine ve sert doğaya karşı geliştirdikleri dayanıklılıklarına dikkat çeker. Sert coğrafi koşulların, bu halkların fiziksel ve kültürel yapısını şekillendirdiğini belirtir.

Rubruck’un metnini değerli kılan unsurlardan biri de etnografik ayrıntılara verdiği önemdir. O, göçebe çadırlarını (yurt), süt ürünlerine dayalı beslenme biçimini ve günlük yaşam pratiklerini ayrıntılı şekilde betimler. Özellikle kımız benzeri içecekler ve et tüketimi üzerine yaptığı açıklamalar, Orta Asya Türk kültürüyle büyük paralellik gösterir.

Rubruck’un gözlemlerinde dikkat çeken bir diğer unsur, kadınların toplumsal hayattaki konumudur. Göçebe toplumlarda kadınların üretim ve aile düzeni içindeki aktif rolü, seyyahın özellikle vurguladığı konular arasındadır.

William of Rubruck’un seyahatnamesi, Kırgızistan ve genel olarak Orta Asya tarihi açısından birincil kaynak niteliği taşır. Onun anlatıları, bölgenin 13. yüzyıldaki sosyal yapısını, inanç dünyasını ve ekonomik ilişkilerini anlamamıza imkân tanır.

Özellikle Çinli ve İslam kaynaklarının yanında, Batı kökenli bir gözlemcinin Orta Asya’yı nasıl algıladığını göstermesi bakımından Rubruck’un metni benzersizdir. Bu anlatılar, Orta Asya’nın yalnızca Doğu–Batı arasında bir geçiş alanı değil, başlı başına özgün bir kültürel dünya olduğunu ortaya koyar.

 

William of Rubruck’un Orta Asya seyahati, Batı dünyasının bu geniş coğrafyayı gerçekçi biçimde tanımasına katkı sağlayan en önemli adımlardan biridir. Onun gözlemleri, bugünkü Kırgızistan topraklarını da kapsayan Orta Asya’nın 13. yüzyıldaki sosyal, kültürel ve coğrafi yapısını anlamamız açısından büyük önem taşır.

Rubruck, bir misyoner olmasına rağmen, önyargıdan uzak ve gözleme dayalı anlatımıyla çağının ötesine geçmiştir. Kendi ifadesiyle, gördüklerini aktarmayı bir görev saymıştır:

“Ben, bana anlatılanları değil, gözlerimle gördüklerimi yazdım.”⁵

Bu yönüyle Rubruck, yalnızca bir seyyah değil, aynı zamanda Orta Asya’nın erken dönem etnografı olarak değerlendirilebilir.


Dipnotlar

  1. William of Rubruck, Itinerarium, çev. Peter Jackson, London, 1990.

William of Rubruck’un Orta Asya ve Kırgızistan Coğrafyasına Dair Seyahatleri

 William of Rubruck’un Orta Asya ve Kırgızistan Coğrafyasına Dair Seyahatleri                                                               ...