NEFRETİN HAREKETE GEÇMIŞ HALİ
Aslında bu başlıkların her ikiside aynı anlamı taşımaktadır bugün eğer Avrupa'nın herhangi bir yerine gittiğiniz zamanda Türk dedin mi Müslüman, Müslüman dediğiniz zamanda Türk anlarlar Kitaplarında bile Hz.Muhammed (S.A.V) Türklerin Peygamberi olarak söylerler. Bu doğrultuda Avrupa'nın İslam yada Türk Korkusu'nun en bariz ve somut örneği Osmanlılardır Peki bu korku Osmanlılarla mı başlamaktadır.Elbette hayır Endülüs ismini eminim çoğunuz duymuşşunuzdur.bugünün İspanyası İber yarımadası olarak adlandırılan yer.Menşei olarak Batı ve İslam mücadelesinin ve korkusunun buradan başladığını söyleyebiliriz.711 Yılında İslamın hızla yayıldığı dönemlerde Tarık Bin Ziyad komutasındaki Emevi ordusunun yeni hedefi artık İber yarımadasıydı Tarık bin Ziyad Endülüs'e geldiği vakit gemilerin tümünü yaktırdığı rivayet edilir artık askerlerin geri dönüşü mümkün olmasın burada kalcı olabilmek için Tarık bin Ziyad'ın ordusuna dönüp Şu sözü söylediği '' Arkamızda deniz Önümüzde Düşman var'' Deniz gibi düşman düşman gibi deniz…1492 Yılına kadar varlığını sürdüren bu medeniyet ayrıca batı dünyasının aydınlanmasında en büyük etken olmuştur.Ortacağ düşünce sistemine damgasını vuran St.Thomas Aqunıos eserlerinde İbn-Sina ve İbni Rüşd gibi adamlardan etkilendiğini belirmektedir.İlk uçan insan olan İbn-Firnas-ilk Göz Optğin'i ve Katarakt ameliyatını yapan İbn-i Heysem.saymakla bitiremeyeceğimiz bircok ismin yer aldığı Endülüs aslında başlı başına bir konu.Katolik avrupa'nın batıdaki en büyük kolu olan vizigot krallığı ispanya alındıktan sadecece 21 yıl sonra bu sefer Müslümanlar franklara yani Fransa'ya sefer düzenlemişti ve Abdurrahman el Gafiki yönetimindeki ordu Narbonne ve Bordeaux şehirlerini ele geçirmişti bile bu sefer Ortaçağ Avrupasın'da çok önemli yer temsil eder Çünki Puvatya savaşı olarak adlandırlan bu dönemden sonra Batı Avrupası tamamı ile Müslümanlara karşı ortak hareket etme duygusu içerisine girmişlerdir.
1187 Yılında 88 yıllık haçlı esaretinden Kudüs'ü kurtararak haçlıları yenilgiye uğratan Selahaddin Eyyübi Haçlı algısının Müslümanlar üzerindeki düşmanlığı pekişmiş olacaktı.Kendi İçerisinde daima parça parça ve kavgalı olan batı söz konusu İslam alemi olunca birleşmekteydi.Bugünki Avrupa'nın Tarihte Haçlı rolünü üstlendiğini bilmemiz gerekmektedir Osmanlılar ile birlikte İslamafobi ve Turkofobı artık doruk noktasına çıkacaktır.Sultan I.Murad ile birlikte başlayan Osmanlının batı seferleri daha sonraki yıllarda kendini iyice hissettirecek ve yine batı dünyasının tek bir çatı altında birleşerek Osmanlılar karşı mücadelesine sahne oacakktır.1444 Varna savaşı bunun en güzel örneklerinden birtanesidir.Sultan II.Murad komutasında ki Osmanlılar ile aralarında papalık ve Totön Şövalyelerinin bulunduğu toplam 10 devletin mücadekesini sahne olmasına rağmen kesin osmanlı zaferi ile neticelen bu savaş sonucunda Osmanlılar iyice balkanlarda güç konumuna geçmişti..Örnekleri çoğaltarak gitmek mümkün 1453 yılında İstanbul'un fethi artık Batı'nın Osmanlıdan tam manası ile korkmasına ve düşmanlığa vesile olacaktır.Bir Haç merkezi olarak gördükleri Ayasofya'nın cami olması batı için hiö hoş bir durum değildi.Artık bu süreçten sonra Türklerin Kanuni Sultan süleyman ile birlikte Mohac savaşı ve Fransa işgali ile çok yüksek boyutlara ulaşacaktı Avrupa ve papalık tüm var güçleri ile bir Türk ve Müslüman imgesi yaratmaya çalışıyorlardı.Eli kanlı barbar bir Osmanlı modeli Yapılan karikatürlerde bunları göstermekteydiler daha sonraki yüzyıllarda Özellikle 18 ve 19.YY'da Oryantalısm etkisiyle birlikte Avrupadan Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya seyahat eden Oryantalistler İslamafobi etkisinin Örnekleridir.ingiliz yazar Thomas Thornton,Avrupalı seyyahların Türkiye hakkındaki gözlemlerinden şikayet eder ve çoğunun Türklerin Adet,Gelenek ve davranışlarını yüzeysel ve kasten hatalı bir şekilde gözlemlediklerini ifade etmektedir.Avrupa'da artık 20 yy'da bu korku çocuklar üzerinden cadı hikayelerinin yanında artık masal ve hikayelerede konu alacak derecede yaygınlaşmıştı tıpkı Fatih sulta Mehmed'in Otrando'yu alması ile birlikte mama Turqie yani Annecim Türkler.vede eğer uslu durmazsan seni Türkler'e veririm gibi ifadeler yer almaktaydı İşte bu oluşan algı kendisini 21 yy'da Batı Dünyasında artık İslamafobi ve Türkofobi algısını hissettirmeye devam edecekti.
1960-70'li Yıllarda Avrupada göç eden Türk nüfusu ile birlikte bu sefer batı,İslamfobi'sini bireysel olarak o haçlı zihniyetini ile göstermekteydi. Yıllarca camiler ve Türklerin Evlerinı kundaklayarak bunları bariz bir şekilde gösteriyor barı dünyası 11 Eylül saldırıları ile Teröre önlem alma aslında Müslümanlara karşı bir tutumu ve yaptırımları gündeme getirecekti Başta America ve batı dünyasının bu Algısı 21.yy başından itibaren çeşitli olay ve gündemlerle birlikte her defasında niyetlerini bariz bir şekilde ortaya koyacaklardı 1480 Yılında Fatih Sultan Mehmed'in Otrando seferinde 800 masum halkı kılıçtan geçirmesine inanan papalık bu olayı 2013 yılında bu ölen 800 kişiyi martir ilan etmesi bu İslamfobi algısnı taze tutma örneklerinden birtanesidir.ve bugün Avrupa'nın Çeşitli ülkelerinde yapılan eylem ve provakasyonlar tarihten günümüze gelen olayların ve İslamafobi-Turkofobının birer yansımasıdır.
24 Nisan 2017 Pazartesi
7 Nisan 2017 Cuma
AVRUPA HİÇBİR ZAMAN MEDENİ OLMADI
AVRUPA
HİÇ BİR ZAMAN MEDENİ OLMADI..!
Medeniyetlerin
beşiği,Demokrasinin merkezi gibi kavramlar ile adlandırılan Avrupa aslında
hiçbir dönemimde bu kavramlara sahip olamamıştır.
Bilim ve
ilmi kazancınıda İslam bilim adamlarına borçu olan Avrupa Yüzyıllardır
içerisinde bulundumuş olduğu İslamafobi ve müslümanlık düşmanlığını her
defansında belli etmiştir.yapmış olduğu soykırımları utanç vesikası olarak
gözler önünde durmaktadır.İşte başta America ve Avrupa olmak üzere sözde medeni
ve İnsan hakları savunucusu olanların soykırım ve utanç vesikaları
Beyaz
adam'ın kızıldereli soykırımdan başlayalım isterseniz.kristof Kolomb'un 1494
yılında America keşifleri sırasında 1200 kişilik tam donanımlı asker ve 17 gemi
ile keşif sırasında America yerliler ile karşılan kolomb'un ayak bastığından
itibaren 21 yıl içerisinde Tam 8 milyon kızıdereli
öldürelecekti…Kızıldereliler Gelen
americalılar aslında çok iyi bir gözle bakmışlardı nedesi ise Beyaz adamlar
ellerinde renkli boncukları yerlilere veriyorlar ve onları mutlu ediyorlar
karşılığında ise altın ve mücevherlerini almaktaydı beyaz adam..! Krıstof
kolomb ve askerlerinin iyiliği Devam ediyordu America yerlilerine battaniye
hediye edıyorlardı ancak bu battanıyelerın hepsi hastalık bulaşmış
battaniyerlerdi.İspanyollar her türlü işkence ve zalimlikten geri durmuyordu
altın getırmessenız elleriniz kesilir diyerek ve Çeşitli iskenceler ile Masum
insaları Ölüme terk etmekten çekinmiyorlardı…
Batı dünyasının bu soykırımdan yakın bir zaman
sonra 1497 Yılında yaptığı Müslüman ve yahudi soykırımı devam ediyordu 8.yy'da
Tarık bin Ziyad komutasındaki Emevilerin Endülüs'ü feth etmesiyle Bilim ve İlim
dünyasında altın Çağını yaşıyan Milyonlarca kitapları ile Adeta Dünyanın ilim
mekkezi olan Endülüs Ne yazık ki 1497 Yılında Batı dünyasının birleşmesi ile
Kastılya kraliçesi İsabel ile birlikte milyonlarca müslüman ve yahudiye hiç
acımadan katletmişlerdi.Avrupa'nın utanç listesi bununla sınırlı değil
tabiki.Belçika 1890 ile 1905 yılları arasında Kongoda yapmış olduğu soykırım
içleracısı birdurum kral II.Leopold'un adamları küçük yaşta çocukları yeterı
sayıda kauçuk topladığı içim ellerini kesmeytediler. Bu Süre içerisinde toplam
15 Yıl içerisinde toplam 10 milyon kongo yerlisi insan öldürülmüştü
İtalya
1887'den 1940 yıllara kadar etıyopya,Somali,libya gibi yerlerde uyguladığı
iskence imha operasyonları kan donduracak dereceydi Çzellikle mussolini
önderliğinde 1 milyon'a yakın insanı katleden İtalya'nında geçmişi pek parlak
değil…

Yeterli kauçuk Toplayamadığı için eli kesilen kongo'lu bir çocuk
Soykırım
ve insanlık dışı yaptırım denilince akla ilk olarak fransa
gekmektedir.Demokrasinin beşiği sayılan Fransa aslında 1789 yılından sonra XVI
loıs'ın idamından sonra 1793-96 Yılları arasında Vendee isyanı başlamıştı kendi
halkına Ülkenin birçok bölgesine sıçrayan bu olay çok kanlı bir şekilde
bitirilmişti ve fransa kendi halkını öldürmekten asla çekinmeyecekti Çıkan bi yasa ile karşı koyan herkesin Katli
onaylanmıştı. ve bu katlıam ile birlikte 600 bin fransız katledilmişti katlin
acı yüzünü gösteren aslında fransız general Fransuva josez western'ın
mektubunda görmekteyız..General mektubunda
''Cumhuriyetçi
Yurttaşlar, artık Vendee diye bir yer yok onlar çocuklarıyla ve kadınlarıyla
kılıçlarımızın altında can verdiler.bana verdiğininiz emir uyarınca onları
öldürerek bataklığa gömdük karşı koyanları atlarımızın ayakları altında
ezdik.Teslim olmak iöin gelen köylüleri kurşuna dizdik'' ifadelerini
kullanmıştır.Tabi fransanın soykırım sabıkası bununla yeterli değil özellikle
Cezayırde yapmış olduğu soykırım 1830 Yılında cezayir'iişgal eden fransa 132
yıl boyunca 1 milyon insanı katletmişti.
Fransız
askerli tarafından gözlerimizin bile inanmayacağı derece katliamlar yapan ve
köylüleri kurşuna dizmekten geri durmuyordu.Sömürü yıllarında Almanya-İngiltere
gibi ülkeler afrıkada yapmış oldukları soykırımlar yine aynı derece felaket.
YANİ SİZLERİN
ANLAYCAĞI BATI HİÇBİR ZAMAN MEDENİ OLAMAMIŞTI…
.
11 Şubat 2017 Cumartesi
MEDENİYETLERİN BAŞKENTİ ''İZNİK''
BURADA HER ADIM TARİH
Evvela iznik'e doğru gittiğinizde sağlı sollu sizi zeytın ağaçları ve eşşsiz güzelliği ile İznik gölü karşılıyor.İznik'e doğru yaklaştığınızda ise o tarih kokusunu alabiliyorsunuz.Geçmişte Askania,Antigoneia ve daha sonrada Büyük iskender'in komutanların olan Lyimakhos MÖ 301 burayı alması ile Lyimakhos eşinin adı olan ''Nicea'' ismini vermiştir.
Geçmişten bu yana Makedon,Roma,Bittinya,Bizans,Selçuklu ve Osmanlıya Ev sahıpliği yapmış 1204-1261 Yılları arasında bizans'a başkentlik yapması, selçuklu'nun daha anadolu'ya girmesinden 4 Sene sonra 1075 yılında iznik'i alarak başkent yapması Osmanlı Döneminde Orhangazi'nin 6 aylık başkenti olması Hristiyan Dünyasını evrensel olarak etkileyen 1 ve 7 Ekümenik konsıllerın burada yapılmış olması gerçekten'de bu kenti eşşsiz ve Önemli kılmakta...kimler eser vermemiş ki buraya roma ımparatoru Hadrıan'dan tutun Justınıanus'a selçuklunun ilk mezar taşlarının olduğu Süleyman şah dönemine ,ilk mederese binasını yapan Orhangazi'nin büyük abisi Süleyman paşa'ya,daha kimler kimler...Evvela şehre ilk girdiğimizde bizi karşılayan Selçuklu'nun 1075 Yılında İznik'in fethinde gaza hareketlerinde bulunan orta asyadan gelen Alp'lerin türbesi olan ''Kırgızlar türbesi''
Orhangazi nicea'yi feth etmesinden sonra buraya bir türbe yaptırmış osmanlı ilk döneminin türbe örneği olarak önemli bir yapıya sahiptir.(kırgızlar türbesi)
Şehre evvela yenişehir kapısından giriş yapıyorsunuz yeni şehir kapısı şehrin 4 kapısından birtanesi M.s 270'y da imparator Claıduıs yaptırmış Cladıdus romanın IV imparatorudur.Cok ilginçtir kendisine ait romanıda bulunmaktadır..'' Ben claıdus''
Yenişehir kapı denmesimin sebebi yenişehir tarafına bakıyor olmasından bu ismi almıştır.Savaş ve istilalar sonucunda en büyük darbeyi bu kapı almış.1118 yılında feodaller adına savaşarak zafer elde eden I.aleksıos kommenos bu kapıdan şehre giriş yapmıştır.
(Nicea yenişehir kapı)
HRİSTİYAN DÜNYASININ ANLAŞMAZLIĞI '' I.İZNİK KONSILI''
Ms 325 yılında büyük konstantın tarafından hristıyan dünyasındaki karmaşa ve anlaşmazlığı çözmek adına iznikte bir konsıl toplanır.bu konsilde Deofizit-neofizit tartışmaları yaşanarak İsa'nın tanrı olup olmadığı hususunda tartışmalar yaşanmaktadır.İskenderiyeli arius hakikat ve allah'ın varlığını işaret etmesine rağmen konsılde yoğun tartışmalar sonucu konstantınıpolıs patriği'nın baskısı sonucu 3 tanrı inancı ortaya çıkar yani baba-oğul-kutsal ruh.
I.İznik konsilinde kutsal kitaplar konusunda'da büyük anlaşmazlıklar olur.iznik konsiline kadar 54 tane farklı incil ortaya çıkmaktadır.Düşünebiliyormusunuz 54 farklı incil her dönem değiştirilmiş.mısır ve Yunan kültünden etkilenerek Hz.isa'yı kitaplarda osiris, Apollon,ve herkul eksenli bir tanrı inancı ortaya koyarak Yüzyıllardır bu bilgiler doğrultusunda devam etmişler.54 apokratif incilden sadece 4 tanesi kabul edilmiştir. ( Matta,Markus,Lucas,Yuhanna) kabul edilmeyen inciller arasında birtanesi vardır ki çok önemlidir oda Barnabas incilidir.bu incilde Hz,Muhammed (S.A.V)'den bahsetmektedir.barnabas'ın incili kabul görmez ve kendisi daha sonra kıbrıs'ta Öldürülür.
SELÇUKLULARIN İZNİK FETHİ
Efendim genel olarak hep biliriz ilk okul kitaplarındada sürekli anlatılır ''Alpaslan komutasındaki Selçuklular malazgirti alarak anadolu kapısnı türklere açtı diye'' evet doğru, ya sonra bugün sorsak Selçuklununn ilk başkenti neresidir diye eminim herkes Konya diye cevap verir.1075 yılında Kutalmış oğlu Süleyman Şah.(Süleyman şah selçuklu devletinin kurucu Selçuk bey'in oğludur).Anadoluya girdikten sonra Selçuklu devleti gözünü batıya diker. Bizans ile tekfurların arasındaki anlaşmazlığı fırsat bilerek Nicea'yı feth eder.sadece nicea'yı feth etmekle kalmayarak Çanakkale civarlarında hakimiyet kurarak bizans'ı haraca bile bağlar.Bu fetihden sonra Süleyman şah ilk türk toplulukların bölgeye gelmesini sağlar.Daha sonra ne yazıkkı selçuklu Haçlı seferlerinde burayı terk etmek zorunda kalır....1096 yılına kadar selçukluya başkentlık yapmış olur iznik, bugün Çoğu Tarihçi ve sanat tarihçiler Selçukluların Anadoluda ilk mezar taşı olarak Bitlis Ahlatı gösterir ama İznikte bugün sur duvarlarında ve İznik Arkeolojı müzesinde Selçuklu mezar taşları halendaha durmakta ve adeta bu mezar taşları ile burası Müslüman ve Türk yurdu demektedir.
İznik daha sonra bizans hakimiyetine geçmesiyle beraber selçuklu mezar taşları Bu sur duvarlarında yer almaya başlar.muhtemelen selçuklular bu mezar taşlarını bizans'lı ustalara yaptırmış olacak ki arap harfler grek harflerine benzar bir şekilde yazılmıştır.Bu arada sur duvarları demişken iznik sur duvarları Türkiye 3 önemli sur yapılarından ve günümüze gelmesi bakımından çok önemlidir.En sağlam ve güvenilir 3 sur yapısı konstanınopolıs-dıyerbekır ve nicea'dır.Nicea yani iznik sur duvarları 2 kademelidir.günümüze kadar sağlam gelmesi buraya gelen her imparator tamir ettirmiştir.
İZNİK ANTİK TİYATRO
İznik antik tiyatrosunu MS.2 yy'da Roma imparatoru trajanus'un emri ile bittinya valisi pilinius'yaptırmıştır.Antik tiyatro marmara bölgesinin günümüze gelen en büyük tiyatro yapısıdır.yaklaşık olarak 15,000 kapasiteli bir arena aynı zamanda. en ihtişamlı dönemlerinde Gladyatör dövüşlerine sahne olmuş bir tiyatro nicea halkının eğlendiği belkide günün yorgunluğunu atmış olduğu bir eğlence yeri.yapılan kazılar neticesinde benliğine kavuşmuş diyebiliriz.toprak altında kalan tiyato yapısı kazılar neticesinde bizlere o dönem ki tedayları göstermekte,Gladyatör ve yırtıcı hayvanların arena'ya çıkmış olduğu yerler günümüze kadar gelebilmiş durumda.
Antik tiyatro'dan genel bir görünüm
Yapılan kazılar neticesinde sahne alanında vebadan ölen insanların kemikleri ve osmanlı döneminde tarihlenen seramik örnekleri çıkmıştır.
Roma'nın en çok takip edilen ve halk tarafından hayran olunan gladyaörlerin arenaya çıkış yerleri
Gladyatör oyunları sımgleyen kalkan ve kılıç taşa işlenmiş hali
İznikte her Dönemden eserler bulabiliyorsunuz Bizans döneminde 4-5 'yy'da yapılmış olan kutsal biklgelik yanı ayasofya camisine uğruyoruz şimdide,tarihi kaynaklarda bir pagan tapınağının üzerine yapıldığı söylenmektedir.3 nefli bu yapı almaşık teknik ile yapılmıştır.daha sonra 1331 yılında Orhangazinin İznik'i feth etmesiyle beraber camiye çevrilmiştir.bu yapıyı önemli kılan diğer bir husus ise 7 ekümenik konsilin burada yapılıyor olması (787) hristiyan dünyasındaki toplanan din adamları burada tasvir konusunu ele alıyorlar ve doğu batı kiliselerinde tasvir kullanılmış oluyor.
Din adamlarının Kutsal günlerde ayın yapmış olduğu ve toplanmış olduğu bölüm 2.iznik konsili burada toplanmıştır.
Osmanlılar açısından'da ilklerin şehri diyebiliriz.Osmanlının orhangazi döneminde başkentlik yapmış biryer burası. ayrıca Osmanlı döneminde ilk Üniversite binasının bulunmuş olduğu yer.Orhangazinin abisi Süleyman paşa burada bir mederese yaptırarak ilim ve astronomi konusunda Öğrencilere dersler veriliyordu.daha sonraki dönemlerde davud-ı kayseri eşrefoğlu rumı gibi isimleri öğrenci yetiştirmiştir.
Orhangazinin kardeşi süleyman paşa tarfaından yapılan medrese binası İznik erken osmanlı dönemindede önemli eserlerin bulunmuş olduğu bir kent aslında ilk merkezi planlı kubbenın bulunmuş hacıözbek camisi,,,semerkant buhara mimarisi üslübunun bulunmuş olduğu yeşilcami nilüfer hatun imarethaneleri gibi eserler burada bulunmakta.
Erken dönem Osmanlı'nın en göz dolduran yapılarından birtanesi iznik yeşil cami,minaresindeki çini işi turkuvaz renklerden alan bu yapı ayrıca mimari bilinen ilk osmanlı yapısıdır.1378 yılında hacı Musa tarafından yapılmış yapının banisi Fatih dönemine kadar osmanlı yönetimine damga vuran çandarlı ailesinden Çandarlı halil paşa yaptırmış..minaresindeki renkli çiniler Anadoluda bu denli renkli minare örneği olarak tekdir.
İznik hacı özbek camisi Osmanlı'nın kitabesi günümüze gelebilmiş ilk yapısıdır.1333-34 yılları arasında tarihlenmektedir.taş ve hatıl karışımı ile yapılmış bu yapı daha sonra merkezi planlı tek kubbeli yapılara örnek olmuştur.
Şehre ilk girerken yenişehir kapısından geçmiştik dilerseniz şimdide günümüze sağlam gelebilmiş olan lefke ve istanbul kapılarını bir göz atalım.
LEFKE KAPI
İmp Titus tarafından MS 79 yılında yapılıyor Roma imparatorluğunun gezgin kralı olan hadrianus tarafından onarılıyor lefke kapı diğer bir adı ile İam kapısı...imp.Hadrian Antalya kaleiçi Kudüs,Roma gibi yerlerde'de şehir kapısı bulunmaktadır.
Lefke Kapısı'nın ana giriş kemerinin üzerinde dokuz satırlık bir Grekçe kitabe bulunmaktadır; bu kitabede "Uğurlu olsun, eyaletin başşehri Nikea Gaius teşekkür eder" yazılıdır. Kitabede ismi geçen kişi büyük olasılıkla Caius (Julius Basus) dur.
İSTANBUL KAPI
Şehrin istanbul tarafına baktığı için istanbul kapı adını almaktadır.lefke kapısını onaran isim olan Hadrian zamanında yapılmıştır.MS 70 yılı
İznik şehrinin belkide en dikkat çekici kapısı diyebilirz Çünkü kapının üstünde görülen ağlayan ve gülen tiyatro maskları farklı ve çok güzel bir ahenk oluşturmuş doğrusu.1900 yıllık tiyatro maskları iznik antik tiyatrosundan getirilmiş.
GÖĞE YUKSELİŞ KİLİSESİ
Bizans döneminden günümüze maalesef kalıntılar ulaşan koimesis kilisesi pıskopos hykıntos tarafından 750 yılında yapılmış.koımesis kelime anlamı olarak hz.meryem'e ve onun göğe yukseliş freskosunun olmasından dolayı bu ad ile anılmaktadır.1204 yılında latin istilasından kaçan laskaris burayı doğu kilisesinin adamış.hristıyan dünyasında içerisinde bulunan freskolar bakımından önemli bir yer tutan kilise, kurtuluş savası yıllarında cephane ve ambar olarak kullanılmış atıl bir zaviyette kaderine terk edilmiş. bugün sadece bir kaç duvar parçasından günümüze birşey kalmamış.

İznik şehri medeniyetlere,geçmise bir ayna tutmakta yüzyılların yorgunluğunu tarihi sur duvarlarında hissediren bu kentte kapılarından geçerken sizlerde o tarihi ve duyguyu hissetmektesiniz,Abdulvahap gazi ve Eşrefoğlu Rumi'n Manevi ruhunu İznik sokaklarında yürürken hissedebilmektesiniz.Süleyman şahın,Orhangazinin gaza ettiği bu kente sizlerde mutlaka uğramalı ve biraz olsun geçmişte yolculuğa çıkmalısın...Gezmenin vermiş olduğu yorgunluğunu ise gün batımı manzaralı iznik gölünde atabilirsiniz...
Selam ve dua ile
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir Karahanlı Başkenti Balasagun
Bir Karahanlı Başkenti Balasagun Orta Asya’nın geniş bozkırları arasında, bugün Kırgızistan Tokmok yakınlarında mütevazı kalıntılarla varl...
-
SELÇUKLU SANATINDA GEOMETRİK SÜSLEME Süsleme, bezemek ve donatmak anlamındadır. Genel bir tanımla süsleme resim sanatının bir kolu olu...
-
William of Rubruck’un Orta Asya ve Kırgızistan Coğrafyasına Dair Seyahatleri ...














